Kültür Sanat Haberleri 13-27 Mart 2019

Bu yazı, Artizan Kültür Sanat Komisyonu’nun 13-27 Mart 2019 tarihleri arasında çıkan kültür sanat haberlerini değerlendirdiği toplantının notlarını değerlendiriyor. Haberlerin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

 

13-27 Mart 2019, tam yerel seçimlerin öncesine denk geldi. Bu nedenle kültür sanat alanındaki gelişmelerin bir bölümü seçimler ile birlikte farklı bir anlam kazandı.

 

Bu 15 günlük dönemde öne çıkan gündemler arasında siyasal iktidarın, kültürel iktidarını sağlama konusunda öne çıkardığı stratejiler, Dünya Tiyatro Günü’nü kutlamak üzere Cumhurbaşkanlığı logosuyla paylaşılan video, Güldür Güldür programının medya eleştirisi skeci ve medyanın bu skeçe verdiği tepkiler, Dorock XL’de konserlerini iptal eden kadın müzisyenler ve 18 Mart haftasında hem iktidar partisinin hem de muhalefet partisi belediyelerinin etkinlikleri sayılabilir.

           

Siyasal İktidarın Kültürel İktidarını Oluşturma Hedefi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Geçtiğimiz 16 yıla baktığımda kültür-sanat alanında yeteri kadar mesafe kat edemediğimizden dolayı hep hayıflanırım” ifadesinden sonra siyasal iktidarın kültür sanat alanında meşruiyet zeminini güçlendirme çabası yoğunlaşmıştı.

Siyasi iktidar, Fazıl Say’ın kendilerini desteklemesinin toplum nezdindeki meşruiyetleri üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu düşünerek Cumhurbaşkanlığı üzerinden sanat açılımı yapmaya karar verdi. Tarama yaptığımız Mart ayı ortasında, basında Beştepe’de Kültür Sanat etkinlikleri düzenleneceği, sanatçıların Beştepe’de konser vermek üzere davet edilecekleri bilgisi yer aldı. Mart ayında Ahmet Özhan konseri ile başlayan bu konserlerin Erol Parlak ve Mazhar Fuat Özkan konserleri ile devam edeceği açıklaması yapıldı.

 

Fazıl Say 29 Ekim resepsiyonunda bir konser vereceğini ve bu resepsiyon için Cumhuriyet Bestesi hazırladığını açıkladı, Yavuz Bingöl bir polis korusu kurduğu ve bu koroyla icra edilen türküleri toplayacakları bir albümü Poll Production etiketiyle çıkaracağı bilgisini basınla paylaştı. Tanınan ve popüler isimler üzerinden kültürel alanda bir meşruiyet zemini yaratma çabası olarak yorumlanabilecek bu hamleler, aynı zamanda siyasal iktidarın geniş kitleler nezdindeki meşruiyetini arttırmaya dönük seçim öncesi hamleler olarak dikkat çekiyor.

Öte yandan önümüzdeki dönem gelişmelerine bakarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fazıl Say, Mazhar Fuat Özkan gibi popüler ve laik kesimler tarafından sahiplenilen sanatçılarla bir araya gelmesinin, bu kesimleri de kapsama çabasının mı, yoksa laik kesimlere dönük sert söyleminde bir yumuşamanın mı işaretçisi olduğunu  takip edeceğiz.

Kültürel İktidar

Tarama yaparken özellikle dikkatimizi çeken bir söyleşi, siyasal iktidarın sanat alanında yoğunlaşan etkinliklerinin sadece seçimlere dönük propaganda adımları olmadığını, kültürel iktidarını yerleştirmeye dönük adımlar da attığını, stratejiler ürettiğini gösterdi.

Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Can Ceylan Yeni Akit’e verdiği röportajda kültürel iktidarın, sandıktan çıkarak elde edilen siyasal iktidardan daha uzun bir süreçte kazanıldığını belirterek şunları söyledi: "Sanat faaliyetleriyle ilgilenecek ekonomik güce sahip olma, aile ve sosyal kesim içindeki üniversite mezuniyetinin en az üç nesilde olması gibi özellikler, kültürel iktidarın elde edileceği süreçte atılacak ilk adımlardır. Kültürel iktidar siyasal iktidardan daha uzun bir süreçte kazanılır.” 

Bu çerçevede AK Parti Belediyelerinin ve siyasal iktidarın kültür sanat alanına dönük harcamalarını hangi faaliyetler için kullandıklarını takip etmek, önümüzdeki dönemde kültürel iktidarı kurmaya dönük stratejileri görmek açısından önemli görünüyor. Bu yazı için taradığımız haberler arasından burada öne çıkarabileceğimiz birkaç tanesini sayabiliriz.

-Tokyo Ulusal Sanat Merkezi’nde “Hazineler ve Osmanlı İmparatorluğu’nda ‘Lale’ Geleneği” sergisi açıldı.

 

-Fatih Belediyesi, Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde Yeni Nizam Yeni İnsan Derneği Başkanı Burak Çileli’nin “Avrupa Merkezcilik” başlıklı seminerini düzenledi. Yeni Akit seminer çerçevesini şu şekilde haberleştirdi: “Çileli’nin, Türkiye’deki entellüktüel çevreyi Avrupa Merkezciliği, Batılı postmodern  aydınların yaklaşımıyla eleştirdiğini belirttiği,  “Avrupa-merkezcilik” eleştirisinde Batı’nın her dönemde ortaya koyduğu görüşlerin mutlakçı karakterini temelinden eleştiren postmodern yaklaşım, doğruyu ne derece temsil etmektedir? Merkezci bakış açısı, eleştiri konusu mu olmalıdır, yoksa içi “iyi, doğru ve güzel”in prensiplerini mutlak olarak koymuş İslâmî bir yaklaşımla mı doldurulmalıdır? Bu bakımdan Çileli, bir veçhesiyle Avrupa-Merkezcilik eleştirisi yaparken diğer yönüyle de postmodern eleştirinin eleştirisini de yapacak.”  

 

- Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Türk Tarih Kurumu iş birliğiyle düzenlenen “Anadolu Tarih ve Kültür Birliği Buluşmaları”nın üçüncüsüne Samsun ve Amasya ev sahipliği yaptı.

“15-17 Mart tarihleri arasında yapılan “3. Anadolu Tarih ve Kültür Birliği Buluşmaları” kapsamında Samsun’da düzenlenen “Gençlerle Baş Başa” programında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun, konuşabilen, düşünebilen, yargılayabilen ve bilgiyi milli ruh ve şuurla ifade edebilen bir gençlik ortaya çıkarmanın Kültür ve Turizm Bakanlığının ana vazifelerinden birisi olduğunu ifade etti. Daha önce Çanakkale ve Mardin’de düzenlenen buluşmalarda gençlerin ortaya koyduğu özveriden oldukça memnun kaldığını dile getiren Dursun, “Önemli olan, tam bağımsızlık dediğimiz, yerli ve milli düşüncenin hakim olduğu, milli tarih şuurunun bilgisinin temelini oluşturduğu yeni bir gençlik yapılanmasına doğru götürmektir" şeklinde konuştu. 

 

Bu haberlerden, uzun süredir Kültür Bakanlığı ve AKP Belediyeleri’nin kültürel etkinliklerinde öne çıkan yerli ve milli değerler vurgusunun ve Türk-İslam sentezi çerçevesinde etkinlikler örgütleme çizgisinin Mart ayı içinde de devam ettiğini söylemek mümkün. Öte yandan kültürel iktidarını kurma hedefini dile getiren siyasal iktidar, henüz bu hedefle eğitim kurumlarını kurma çabasını başlatmış değil. Kültür alanındaki faaliyetler daha çok . Kültür Bakanlığı ve belediyeler konserler ve seminerler  ve sergiler çerçevesinde yürütülüyor.

Seçimler, Kültür Sanat Vaatleri ve Sanatçılar

Bir önceki toplantıda Ekrem İmamoğlu’nun kültür sanat alanına dair projeleri konuşulmuştu. Mart ayı içinde Binali Yıldırım’ın kültür sanat alanına dönük vaatleri haberlere yansıdı. Binali Yıldırım, İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nin bitirilmesinin yanı sıra Anadolu tarafına da Atatürk Kültür Merkezi’nin bir benzerini inşa edeceklerini ve birçok kütüphane açacaklarını dile getirdi. Yıldırım bunların yanı sıra İstanbul Boğazı’na 2 adet yüzen sahne yapılacağı vaadinde bulundu. Atatürk Kitaplığı ile Gümüşsuyu Askeri Hastanesi’nin birleştirilerek büyük bir Atatürk Şehir Kütüphanesi kurmayı planladıklarını söyledi. Öte yandan bu vaatlerin bütçesinin nereden karşılanacağına dair açıklamalar yapılmadı

 

Dorock XL-Cinsiyetçi Bir Saldırı Karşısında Sanatçıların Tavrı

Dorock XL’ta konser izlemeye gelen bir kadının darp haberinin ardından Dorock XL bu durumu kabul etmiş ancak bu darpın karşılıklı olduğunu dile getirmişti. Bununla ilgili videoları yayınlayacağını belirtmişti. Videolar çok geç paylaşıldı ve videolardan karşılıklı darp olduğu yönünde bir sonuç çıkmadı. Çok sayıda sosyal medya takipçisi mekanda konser verecek sanatçıları konserlerini iptal etmeye çağırdı. Kalben, Nil Karaibrahimgil ve Büyük Ev Abluka’da konserlerini iptal etti ve bu şekilde mekanın işletmesini bir açıklama yapmaya ve bir tavır almaya, olayın üstünü kapatmasını engellemeye çalıştılar. Bu önemli bir dayanışma örneği olarak bu dönemin haberleri arasında öne çıktı.

 

Politikaya Atılan Sanatçılar

2019 yerel seçimleri öncesinde çıkan haberlerde 2 sanatçının politikaya atıldığını gördük Emre Kınay İyi Parti’den Kadıköy Belediye Başkanlığı’na aday olurken, Niran Ünsal’ın da muhtarlığa adaylığını koyduğu haberleri basında yer aldı. Levent Üzümcü de CHP Şişli meclis adayı olarak seçimlere girdi.

Emre Kınay, adaylığının nedenlerini anlattığında bir röportajında  Kadıköy Belediyesi’ni 5 yıl süresince tek bir sahne açmamakla eleştiriyor ve Kadıköy’ün canlı kültür sanat ortamının tamamen özel sektörün çabasına dayandığını belirtiyor. Öte yandan geçtiğimiz aylarda basında Kınay’ın, CHP’nin Kürt kökenli belediye başkan adayı Şerdil Dara Odabaşı’nı desteklememek için Emre Kınay’ı aday gösterdiği yorumları da yapıldı.

 

Güldür Güldür Show’un Pozitif Toplantı Skeçi ve Ana Akımda Aykırı Bir Örnek

 

Bu dönemde öne çıkan bir başka gündem de Güldür Güldür Show’un “Pozitif Toplantı” başlıklı skeci ve bu skeçe getirilen eleştiriler oldu.  Skeçte iktidara yakın bir gazetenin yazı işleri toplantısı hicvedilerek ülkede yaşanan sorunların eleştiriye yer verilmeden, iyi gelişmeler yaşanıyormuş gibi yansıtılması için harcanan çaba ele alınıyordu. Ana akım medyada uzun süredir görmediğimiz “Devekuşu Kabere” tarzını anımsatan skeç, yayınlanmasının hemen ardından birçok ana akım medya kanalında seçim öncesinde algı yönetimi ve toplum mühendisliği yapmakla suçlandı. Ana akım medyada hükümeti eleştiren hemen hiçbir sese yer verilmediği için bu program dikkat çekti ve sosyal medyada çok fazla paylaşıldı.

 

Dünya Tiyatro Günü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Tiyatro Günü’nü bir klip ile kutladı.

Bu klipte yer alan tiyatrocular klibin yayınlanmasının ardından tepkilerle karşılaştılar. (Notlarına yer verdiğimiz bu yazı klibin yayınlandığı gün yapılmıştı. Sonraki günlerde klipte yer alan tiyatro oyuncuları, gösterilen tepkilere dönük açıklamalar yaptılar.  https://www.gazetedamga.com.tr/kultur-sanat/sanat-varsa-hayat-var-klibindeki-oyunculara-tepki-h15975.html

 “Sanat Varsa Hayat Var” klibi, tam seçimler öncesinde Cumhurbaşkanlığı logosuyla yayınlanınca, uzun süredir seçmenlerin gözündeki meşruiyetini farklı sanatçıların desteğini de alarak kurmaya çalışan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın propoganda araçlarından biri haline geldi. Bu nedenle klipte yer alan sanatçılar da siyasi iktidarın seçim propogandasına destek verdikleri bir pozisyonda kaldılar ve tepkilerle karşılaştılar.

 

Yıllardır 27 Mart’ta ücretsiz gösterimler yapan Devlet Tiyatroları da, seçim öncesinde siyasal iktidarın seçim malzemelerinden birine dönüştü ve neredeyse bu uygulamanın ilk kez bu yönetim tarafından uygulandığını düşündürecek bir şekilde duyurular yapıldı. Öte yandan her yıl Kadıköy’de yapılan 27 Mart Dünya Tiyatro Günü yürüyüşü engellendi.