Herkese merhaba, ben Ömer Faruk. Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’nde 6 yıldır çalışmalara katılıyorum.
Bugün sizlere BÜFK’teki alternatif okullaşma pratiğinin nasıl gerçekleştiğini anlatmaya çalışacağım. Bu konuşmayı hazırlarken birçok kaynaktan yararlandım. Bunların başlıcaları; Folklora Doğru dergileri, Kardeş Türküler 15 Yılın Öyküsü kitabı ve Art-izan web sitesinde bu konuya dair yayınlanmış belli yazılar oldu. Bu konuşmanın metnini BÜFK’ten mezun ve öğrenci birçok arkadaşımla birlikte oluşturduk. Ortak hazırladığımız bu çerçeveyi ben sizlere aktaracağım. Birazdan anlatmaya çalışacağım perspektifin geliştirilmesinde emek vermiş insanların karşısında bu aktarımı yapacağım için de çok heyecanlıyım. Şimdiden sürç-i lisan edersem affola.
BÜFK
1958 yılında kurulan BÜFK; Anadolu ve çevresindeki halkların kültürlerinin araştırılıp incelendiği, dans ve müziklerinin icra edildiği ve bu doğrultuda eğitim çalışmalarının yapıldığı bir sanat kulübüdür.
BÜFK’te dans ve müzik çalışmalarını, alternatif bir kültür sanat kulübü olma iddiasıyla yürütüyoruz. Kulüpte sanatsal üretimi ve eğitim-araştırma faaliyetlerini teşvik ediyoruz. Bunu yaparken de alternatif okullaşma yaklaşımını benimseyerek hem ana akımın dışında yaklaşımlarla yürütülen araştırma faaliyetlerini hem de bunun devamlılığının sağlanacağı çalışma alanlarını kurmaya çalışıyoruz.
Yapılan çalışmaların ve bunların çıktılarının arka planını oluşturması açısından alan araştırmaları yapıyoruz. Alan araştırmalarında, belirli konular ya da kültürlere dair ayrıntılı bilgi edinilmesi, kültürlerle üretime dayalı ilişkiler kurulması hedefi var. Bu hedefle edinilen birikimi; dans-müzik gösterileri, çeviri ve yayıncılık faaliyetleri ve konserlerle kamusallaştırıyoruz. Bu ürünlerde Anadolu ve çevresinin çok kültürlü ve çok dilli yapısını kültürel çoğulcu bir bakışla ele almaya çalışıyoruz.
Bugün birçok folklor kurumu “folklorik” olanı statik bir şey olarak ele alıyor. Burada büyük oranda ulus devletle ilintili romantik milliyetçi bir paradigmanın hâkim olduğunu görüyoruz. Bu da çalışma ve hazırlıklardan kamusallaşma alanlarına kadar bütün süreçlerde etkisini gösteriyor. BÜFK’te ise çalışmalar, 70’lerden itibaren başlayan 90’larda büyük oranda çerçevesi çizilen yaklaşımla beraber folklor biliminin konusu olan halkların ve kültürlerin bugün hâlâ yaşayan şeyler olduğu anlayışıyla yürütülür. Dolayısıyla ana akımdan ve birçok kaynaktan beslenirken bu temel ayrımı her zaman göz önünde bulundurarak hareket etmeye özen gösterir ve olabildiğince çatlaklardan sızanlara kulak vermeye çalışırız.
Bugün eğitim sisteminin durumunu ve bu doğrultuda alternatif okullar kurmanın önemi açılış konuşmasında ifade edildi. Alternatif oluşturabilmek adına aynı kulvarda benzer işler yapan yapılar ve kişilerin iyi incelenmesi ve hem geçmiş hem de güncel olanın takibi gerekir. Beslenilebilecek ve kaynak alınabilecek birçok nokta da ana akımdan çıkabilir. Buradan yaratılacak bir kopuş ile avangard ve yaratıcı ortamlar mümkün hâle gelir.
Bu çalışma alanlarının alternatif bir okullaşma iddiasıyla üç temel başlık üzerinden değerlendirebiliriz: Eğitim-araştırma, dramaturji ve kamusallaşma.
Eğitim-Araştırma
Yapılan her çalışmada eğitim-araştırma faaliyeti yürütmek hem buradaki kadronun donanım kazanması hem de kurulacak alana dair nitelikli katkılar sunulması açısından kritiktir. Sahne sanatlarıyla ilgilenen birçok amatör grupta seçme yapılır. Bizim yaptığımız çalışmalarda ise katılımcı ve demokratik bir ortam kurma gayesi ön plandadır. Bu nedenle çalışmalara katılmak isteyen herkes kulübe gelebilir.
Örneğin müzik üretimi, insanların belki hayatlarının bir döneminde eline gitar alarak, okulda milli eğitim müfredatları vasıtasıyla karşılaştığı bir alan. Ancak müzik, öğretmenlerin “koro” seçmelerinde yalnızca “yetenek” ile mümkün olabileceği düşünülen bir alan olagelmiştir. Burada bu zamana kadar çalışma yürüten çoğu müzisyen, belki de sesinin güzel olmadığını veya müzik kulağının olmadığını düşünerek başta müzik alanına giremeyeceğini düşünmüştür. Sahne sanatlarında dans için de benzer şekilde bir yaklaşım karşımıza çıkıyor. Müzisyenlik nispeten toplumsal olarak kabul bir görmüş bir meslek ya da sıfatken dansçılık için bu noktaya varmak için bile uzun bir yolumuz var gibi gözüküyor. Ancak birçok kişi tarafından göz ardı edilen, sanat üretiminin edinilmiş ya da öğrenilmiş bir şey olduğudur. Yani nitelikli çalışma ve pratiği kapsayan bir eğitimle dans veya müzik üretiminde yer alabilmek mümkündür. Ancak bir yandan müzik veya dans eğitimine erişim ekonomik, kültürel ve toplumsal arka plana göre değişen bir durum da olabiliyor. Bu noktada katılımcı, çoğulcu ve halkçı modellerin kurulması çok önemli bir noktada duruyor.
BÜFK’e katılan bir üyenin burada bulunduğu tüm sürede bir dansçı ve/veya müzisyen olarak yetişebilmesini sağlayacak bir altyapı oluşturulmaya çalışıyoruz. Bu da ancak eğitim-araştırma ayağına verilecek önemle karşılanabilecek bir durum.
Kulüpte yürütülen her çalışmanın sürdürülebilirliğini ve kuşaktan kuşağa aktarımını sağlamaya çalışıyoruz. Bu yüzden çalışma hazırlıkları da çalışmanın bir parçası olarak değerlendirilir ve hazırlıklara katılan herkesin gelişimi gözetilir. Bu da ancak herkesin “zorlanma” alanlarının kurulmasıyla mümkün olabilir. “Zorlanma” kelimesi kurduğumuz çalışmalarda negatif ve düşürücü bir anlam ifade etmez. Bunun yerine amatör sanat anlayışının bu çalışmalara sirayetini ifade eder. Her bir üye hem kendini hem de çalışma alanını geliştirmek üzere hazırlıklar yapar ve çalışmalara katılır. Gerek sanatsal gerekse entelektüel gelişmeler yaşar ve bu alanları kollar.
Belki de alternatif okullaşma perspektifinin en temel ayaklarından birisi bu kolektif üretimden kaynaklanır. Her seviyeden katkının bulunabildiği çalışmalar hem çalışma ortamı hem katılımcıları aktif olan bir gelişim sürecini örgütler. Yani herkesin “zorlanacağı” alanlar oluşturur. Bu anlamda çalışmaların hazırlık süreçlerinde belki de daha önce hiç okumadığımız metinleri okumak, bir şeyi anlatmak için onun hakkında daha fazla bilgi edinme sorumluluğunu hissetmek ve daha fazlasını merak etmek çalıştırıcılık sürecine sirayet eden eğitim araştırma noktalarındandır.
Müzik Çalışmaları
Müzik çalışmalarında sadece icra etmek üzere birer enstrümancı ya da vokal olma hedefi yoktur. Bir müzisyen olma hedefiyle daha bütüncül bir müzik algısı oluşturulmaya çalışılır. Ezgi enstrümanı, vokal ve perküsyon çalışmalarının müfredatları bu doğrultuda oluşturulur ve müziğin bütün unsurlarıyla ilişkili şekilde çalışmalar kurulur. Temel Müzik Eğitimi çalışmasıyla bu teorik arka planı kurarız ve ortak bir müzikal dil oluştururuz. Bunun yanısıra müziğin tarihsel süreçte nasıl geliştiğini ele aldığımız bir Müzik Tarihi çalışması yapıyoruz.
Dans Çalışmaları
Folklor kulübü denince akla gelen ilk çalışma alanı halk dansları oluyor. BÜFK’teki dans çalışmalarının bundan iki temel noktasıyla ayrıştığını söyleyebiliriz. Birincisi müzik ve müzisyen ile kurulan ilişki, ikincisi ise dansın bir anlatı aracı olarak görülmesi. Klasik halk oyunları anlayışındaki -Ömer Faruk Kurhan’ın deyimiyle- geometri saplantısının ötesine geçip dansı sahnede bir anlatı aracı olarak kullanmaya çalışıyoruz. Kulübe yeni gelen üyelerin de hem teknik ve arka plan olarak o danslarla tanışmaları hem de sahnede neyin anlatıldığına, sahnenin sözünün ne olduğuna hâkim olmaları hedefleniyor. Kulüpteki dans eğitim çalışmaları kurulurken dansçıların öğrendikleri repertuarlara sadece hareket düzeni olarak bakmaması, nasıl durumlarda, kimler tarafından icra ediliyor, nasıl değişiyor ve çevresindeki diğer danslardan nasıl etkileniyor bunları da düşünmesi hedefleniyor. Ayrıca deneyim düzeyi ilerledikçe daha kolaylaşan bir şekilde bu repertuarların içinde devinmeleri, doğaçlama yapmaları da hedefleniyor. Bütün bunlar da aslında sahnedeki bir dansçının hem neyin içinde devindiğini anlaması hem de bunu anlatabilir pozisyona gelmesi, daha sonra da bu alanı kurmada sorumluluk alabileceği donanımları kazanması için kritik.
Bu temel dans formasyonunu sağlamak için vücut çalışmaları, geleneksel dans form çalışmaları, doğaçlama çalışmaları ve fiziksel eylem çalışmaları gibi alanlar kuruluyor.
Hem müzik çalışmalarında hem de dans çalışmalarında üretime geçecek performerlar yetiştirme hedefleri vardır. Burada sahneye çıktığımızda üretimin her aşamasında aktif birer sanatçı olma hedefi beraberinde reji-performer mantığını önerir. Böylelikle dansçı ve müzisyenler bütüncül bir perspektifle içinde bulundukları eğitim prodüksiyonunda aktif birer özne olarak bulunabilirler. Bu dans ve müzik çalışmalarıyla kurulan teknik altyapının yanı sıra iyi bir arka plan çalışmasını da gerektirir.
Arka Plan Çalışmaları
Farklı kültürlerin ve bölgelerin dans ve müzikleri ile ilişkinin hem kuramsal hem de pratik bir araştırma ve öğrenme faaliyetini gerektirdiğini söyleyebiliriz. Arka plan çalışması olarak adlandırabileceğimiz bu çalışma; tarihsel, kültürel, folklorik, siyasi ve ekonomik konularda bilgilenmeyi içeriyor.
Arka plan çalışmaları halklar ve kültürleriyle tüketimci bir ilişki kurmadan bu kültürleri gerçekten tanımaya dair çaba ve duyarlılık geliştirme hedefiyle yapılmaya çalışılır. Birçok folklor kurumunda danslar standardize ve tektipleştirilmiş hâliyle neredeyse sadece bir hareket formuymuş gibi icra edilirken müziklerde benzer bir anlayış söz konusudur. BÜFK’te ise elimizden geldiğince dans ya da müziklerin bağlamını da dikkate alarak çalışmaları kurmaya çalışıyoruz.
Perspektif ve Dramaturji
Bugün BÜFK’ün çalışmalara ve ürünlere yaklaşırken geliştirdiği perspektifin temelleri 80’ler sonu 90’lar başında yapılan tartışmalara dayanıyor.
90’ların başı, kültürel hak taleplerinin Kürt hareketinin öncülüğünde yükselişe geçtiği, o güne kadar gizlenen ve önemsenmeyen farklı kültürel aidiyetlerin artık görünürlük kazanmaya başladığı yıllardı. Devlet politikaları sürekli çatışma, savaş ve bölünmeyi dayatsa da karşısında halklar arasında kalıcı barış ve bir arada yaşam umudu sesleri de yükseliyordu. Böyle bir dönemde BÜFK’te pratik ayakta yapılacak değişimlerin dramaturjisi oluşmaya başlamıştı.
Bu noktada belki de ilk ürünlerden biri 1993’te BÜFK müzik topluluğun yaptığı “Kardeş Türküler” konseriydi. Ülkenin neredeyse iç savaş ortamında olduğu bu dönemde Kardeş Türküler Projesi, düşmanlık ve çatışmayı değil kardeşlik imkanlarının araştırılmasını savunuyordu. Birbirinden kopuk ve bağdaşmaz görünen kültürlerin çoğulcu bir perspektifle yan yana getirilebileceğini göstermeye çalışıyordu. Ermenice, Azerice ve Türkçe, Kürtçe şarkılar peşi sıra konserde söylenmişti.
Boğaziçi Üniversitesi’nde tiyatro, dans ve müzik alanlarında çalışan, toplumsal aydınlanmayı özgürlükçü, sosyalizan, kültürel çoğulcu ve feminist kriterleri sahiplenerek gerçekleştirme uğraşı veren bir öğrenci çevresi oluşmuştu. Esas olarak tiyatro faaliyeti yürüten Ömer Faruk Kurhan’ın Kardeş Türküler Projesi önerisini ortaya atmasını da kulüplerarası bir dayanışma ağını kuran bu öğrenci çevresi sağlamıştı. Kulüplerin çalışmaları karşılıklı olarak tartışmalara açılıyor ve birbirlerine etki edebilecekleri alanlar açılıyordu.
Hem bu örgütlenmenin hem de kulüp içerisinde yapılan tartışmaların sonucunda folklor gösterileri bir sahne sanatı olarak görülmeye başlanmıştı. Tiyatro geleneğinde tartışılan kavramlar BÜFK’te de tartışılmaya başlanmış; Stanislavski, Grotowski ve Brecht gibi tiyatrocuların ortaya koyduğu tartışmalar dikkate alınmıştı.
Bu doğrultuda 1995 yılında çıkarılan ilk dans-müzik gösterisi “Karola” da BÜFK’ün eğitim araştırma ve sahneleme pratiklerinin nasıl devam edeceği üzerine önemli bir dönüm noktası olarak karşımıza çıkıyor. Bu gösteride sahne sanatları bağlamında birçok öğenin kendine yer bulmasıyla nitelikli bir eğitim-araştırma faaliyetinin örülmesi kaçınılmaz gözüküyordu. Bu yıldan itibaren bugüne kadar her yıl bir dans-müzik gösterisi çıkaran BÜFK; bunu ancak nitelikli, katılımcı ve öz-yönetime dayalı bir alternatif okul yapısıyla gerçekleştirebilirdi.
Bugün hâla BÜFK gösterilerinin dramaturjisini; ırkçılık ve ayrımcılık karşıtı, kültürel çoğulcu, feminist, katılımcı ve demokratik bir perspektifle oluşturmaya çalışıyoruz. Siyasi sınırların ötesinde bir yaklaşımla halkların bir aradalığı umudunun sesini yükseltmeye çalışıyoruz.
Kamusallaşma
Çalışmaların ürünleri açık birer kaynak olarak (open source) olarak kamusal alana taşınır. BÜFK’ün kamusallaşma alanları uzun yıllardır iki ana mecra üzerinden ilerlemektedir. Bunlar dans-müzik gösterisi ve Folklora Doğru dergisi.
Dans-müzik gösterileri her yıl yapılan eğitim çalışmalarının bir ürünüdür. Bu gösterilerin projelendirmesi bir önceki yılın yaz döneminden başlayarak emek-yoğun bir süreç gerektirir. Bu gösterilerin en önemli noktası bir eğitim prodüksiyonu olmasıdır. Gösterinin seyirciye yansıması ve sanatsal seviyesi önemlidir. Ancak daha da önemli olan gösteri çalışmaları sürecinde kadronun sanatsal atılımlar göstermesi ve kendini geliştirmesidir. Ömer Faruk Kurhan’ın da dediği gibi prodüksiyon ve eğitim-araştırma ikilemine düşmeden ikisinin dengesi tutturulmaya çalışılır.
“Dans, Müzik, Kültür: Folklora Doğru” çeviri-araştırma dergisi, BÜFK’ün yıllar boyunca önemli bir eğitim-araştırma ve kamusallaşma ayağı olarak 1962 yılından beri çıkartılıyor. Uzun yıllar boyunca düzenli olarak çıkarılmaya çalışılan dergi, son dönemlerde aynı sıklıkla çıkarılamıyor. Bu da yapılan alan araştırmalarının ve çalışmaların kamusallaşma alanlarından birini sekteye uğratıyor. Bunun yanı sıra önemli bir eğitim-araştırma alanı olan yayıncılık deneyimi de erime tehlikesiyle karşı karşıya kalmış oluyor. Şu an aktif olarak tekrardan bu alanda çalışmaya başladık ve bu noktada deneyimli mezunlarla beraber çalışmak çok daha önemli.
Bu iki kamusallaşma mecrasının yanı sıra günümüzde sosyal medya da çok önemli bir noktada duruyor. Bugün BÜFK’te sosyal medya kullanımı yapılan çalışmaların tanıtımları, gösteri ve etkinliklerin duyurusu gibi paylaşımlarla şekilleniyor. Ancak sosyal medya bunun dışında çalışmaların ürünleri veya çalışmaların direkt kendisinin yer alabileceği bir olanak da sunuyor. Örneğin pandemi döneminde yapılan çevrimiçi Perküsyon ve Ses çalışmalarını YouTube’da yayınlamıştık. Aynı dönemde pandemi koşullarından dolayı her yıl çıkardığımız gösterileri de video prodüksiyon olarak yine YouTube’da yayınlamıştık. 2015-2016 sürecinde yayınlanan BÜFK Barış İçin Söylüyor serisi de dijitial olanakların daha büyük kitlelere erişmesinde önemli bir örnek. Hem daha fazla kişiye ulaşmak hem de erişilebilirliğimizi artırmak açısından dijital mecraların etkin kullanımına devam etmenin önemli olduğunu düşünüyoruz.
Bütün bu kamusallaşma olanakları ve daha fazlası kullanılarak burada üretmeye çabaladığımız perspektifin daha geniş alanlarda yankı bulması için çalışmaya devam etmeliyiz. Olabildiğince sınırlarımızı zorlamalıyız ki kalabalıklaşalım ve sesimiz daha gür çıkabilsin.
Sonuç
Özetle BÜFK’te alternatif okullaşma deneyimini üç ana başlık üzerinden anlatmaya çalıştım: eğitim araştırma, perspektif-dramaturji ve kamusallaşma. Aralarda açmaya çalıştığım gibi bu tabi ki kolay gerçekleşmiyor, öz veriyle emek yoğun süreçlere girmeyi gerektiriyor.
Bununla beraber BÜFK’ün hem amatör hem de profesyonel alanda ne yazık ki tekil kaldığını görüyoruz. Burada yapılan üretim süreçlerini alternatif yapılar, yaklaşımlar geliştirerek ve katılımcı kurarak devam ettiren örnekler maalesef çok az. Hem yapılan eğitim çalışmalarıyla hem de folklor alanındaki romantik milliyetçi paradigmanın karşısında kültürel çoğulcu bir yaklaşımla ürünler ortaya koyan BÜFK, bunu ancak nitelikli, katılımcı ve öz-yönetime dayalı bir alternatif okul yapısıyla gerçekleştirebilirdi.
Kaynaklar
- Gökhan Gökçen ve Ülker Uncu, “Karola, Seyran, Göçmen Dans-Müzik Gösterilerine Dair…”, Dans, Müzik, Kültür: Folklora Doğru 63,
- Necdet Hasgül, “Cumhuriyet Dönemi Müzik Politikaları”, Dans, Müzik, Kültür: Folklora Doğru 62,
- Ömer Faruk Kurhan, Tiyatroda 20 Yıl, bgst Yayınları, İstanbul 2007.
- Gökhan Gökçen ve Levent Soy, “Kardeş Türküler Kardeş Danslar”, Kardeş Türküler 15 Yılın Öyküsü, bgst Yayınları, İstanbul 2008.
- Ülker Uncu, “Şarkılar Kardeşlik Yolunca”, Kardeş Türküler 15 Yılın Öyküsü, bgst Yayınları, İstanbul 2008.
- Ömer Faruk Kurhan, “Folklor Üzerine I-II-III”, 2000’de Yeni Gündem, 21 Eylül 2000.
- “HAKKINDA – Artizan.” Artizan, 20 Mar. 2021, art-izan.org/hakkinda.
- “Hakkımızda – BÜFK”, BÜFK, http://www.bufk.bogazici.edu.tr/?page_id=8.
- Ömer Faruk Kurhan, “Kardeş Türküler Projesi Niçin Önerildi?” Artizan, 12 Kasım 2019, art-izan.org/artizan-arsivi/kardes-turkuler-projesi-nicin-onerildi.
- Maral Çankaya, “Boğaziçi Üniversitesi’nde Amatör Sanat.” Artizan, 16 May 2024, art-izan.org/kultur-sanat/omer-faruk-kurhan-kultur-ve-sanat-bulusmalari/omer-faruk-kurhan-kultur-ve-sanat-bulusmalari-2-amator-sanat/bogazici-universitesinde-amator-sanat.